Kerkük'ün Irak merkezi hükümetinin kontrolüne girişinin üçüncü yılında neler değişti?

16 Eki 2020
125 kez

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) 25 Eylül 2017'de düzenlediği sözde "bağımsızlık referandumu" ve ilhak girişimiyle gündeme gelen Kerkük, merkezi hükümetin kontrolüne girmesinin üçüncü yılında tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

Kerkük kenti, 16 Ekim 2017'de Peşmerge güçlerinin çekilmesi ve merkezi yönetimin kontrolüne girmesinin üçüncü yılında tartışmaların odağında olmaya devam ediyor.

Kerkük, Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında statüsü tartışmalı bölgeler arasında yer alıyor. Peşmerge güçleri, ABD'nin Irak'ı işgal ettiği 2003'ten Ekim 2017'ye kadar merkezi hükümete bağlı güçlerin bulunmadığı Kerkük'te denetimi elinde tuttu.

IKBY'nin 25 Eylül 2017'de sözde "bağımsızlık referandumu" düzenlemesi ve Kerkük'ü ilhak girişiminin ardından, merkezi hükümete bağlı güçler kentin kontrolünü ele geçirdi.

IKBY, Peşmerge güçlerinin kente geri dönmesini isterken, Kerkük'teki Arap ve Türkmenler ise kentin merkezi yönetimin kontrolünde kalmasını destekliyor.

Haziran 2014'te Irak topraklarının üçte birini ele geçiren ve 2017'de yenilgiye uğratıldığı duyurulan terör örgütü DEAŞ’ın Kerkük’teki saldırıları ise devam ediyor.

Peşmerge güçleri Kerkük'ten çatışmadan çekildi

Irak merkezi hükümetine bağlı ortak güçler, Ekim 2017'de Peşmerge'nin elinde tuttuğu tartışmalı bölgelerin tümüne operasyon düzenledi.

Kerkük’teki Kürt siyasi partiler içinde en güçlü siyasi ve askeri nüfuza sahip Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), operasyonun başlatılmasından kısa bir süre sonra Peşmergelerini kentten tamamen çekti.

Peşmerge'nin Irak merkezi hükümetine bağlı ortak güçler karşısında çatışmadan çekilmesi, IKBY’de tartışmalara neden oldu ve siyasi partiler arasında “ihanet” suçlamalarına yol açtı.
Gayrimeşru referandumu destekleyen eski Kerkük valisi görevden alındı

IKBY'deki gayrimeşru referandumu destekleyen eski Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, Bağdat ve Erbil arasındaki ilişkilerin gerildiği bu dönemde görevden alındı.

Kerkük Valisi Kerim, vilayet meclisindeki Kürt üyeleri toplayarak, kentin resmi kurum ve kuruluşlarında IKBY bayrağını astırma kararı aldırmıştı. Kerim'in öncülüğündeki tek taraflı karar Bağdat merkezi yönetiminin tepkisini çekmişti.

IKBY referandumuna Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin de dahil edilmesi için meclisten karar çıkaran Kerim, terör örgütü PKK'ya bağlı 200 silahlı kişiyi Kerkük'teki askeri üsse yerleştirmekle de suçlanıyordu.
Kerküklü Araplardan "Kürtler 2003'ten sonra arazilerimize el koydu" iddiası

Kerkük'teki Araplar, Baas rejiminin yıkıldığı 2003'ten beri arazilerine Kürtler tarafından el konulduğunu söylüyor.

Kürtler ise bu toprakların gerçek sahiplerinin kendileri olduğunu, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük'ü Araplaştırma politikası çerçevesinde göçe zorlandıklarını ve yerlerine Arapların yerleştirildiğini savunuyor.

Öyle ki Kürtler sonradan kentte gelen Araplar için "İthal Araplar" ifadesini kullanıyor.

Kentteki Türkmenler de Saddam döneminde Kerkük'ün demografik yapısının Araplaştırmaya ve 2003'ten 2017'e kadar da Kürtleştirmeye maruz kaldığından şikayet ediyor.

Irak merkezi hükümeti ise Kerkük'te Araplar ile Kürtler arasında yaşanan bu anlaşmazlık karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor.
IKBY hapishanelerinde 5 bin Kerküklü bulunduğu iddiası

Kerküklü Araplar, IKBY hapishanelerinde 5 bin Kerküklü Arap vatandaşın tutuklu bulunduğunu savunuyor.

Kerkük'te çoğunluğu Araplardan oluşan aileler, Peşmerge güçlerince alıkonulan yakınlarının serbest bırakılması için Kasım 2017'den itibaren belli aralıklarla gösteriler düzenliyor.

Bölgede DEAŞ'a karşı düzenlenen operasyonda yakalanan zanlılar, Kerkük'ten Süleymaniye'deki hapishanelere naklediliyordu.

IKBY hükümeti ise Kerküklü tutukluların IKBY hapishanelerinde bulunduğu yönündeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.

"Kerkük tek taraflı bir yönetimle yönetilecek bir kent değil"

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkan Yardımcısı Hasan Turan, Kerkük’ün merkezi hükümetin kontrolüne girmesinin ardından özellikle güvenlik konusunda önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

Turan, siyasilere yönelik suikast, imkan sahibi vatandaşları fidye karşılığında kaçırma ve insanları alıkoyma olaylarının sona erdiğini ifade etti.

Kerkük'ün 2003-2017 arası iki Kürt siyasi parti KDP ve KYB'nin kaderine bırakılmasının büyük bir hata olduğuna dikkat çeken Turan, Türkmenlere yönelik 14 yıl boyunca yerel hükümette, siyasi ve ekonomik alanda göz ardı politikası uygulandığını dile getirdi.

Turan, bundan sonra Kerkük’ün yerel hükümet ve güvenlik dosyasının merkezi hükümetin dışında hiçbir siyasi tarafa verilmesini kabul etmeyeceklerini ifade ederek, “Kerkük tek taraflı bir yönetimle yönetilecek bir kent değildir. Türkmen, Kürt ve Arapların da bulunduğu ortak bir yönetim Kerkük için en uygun ve iddialı yönetim çözümüdür." dedi.

Peşmerge'yi bir daha Kerkük’te görmek istemiyorlar

Yıllardır Peşmerge gücünün Kerkük’te bulunmasının Irak Anayasasına aykırı olduğunu kaydeden Turan, kentte ne Kürt siyasi partilerine ait güçler ne de Peşmerge gücünü görmek istemediklerini anlattı.

Türkmen ve Arapların Peşmerge'nin bir kez daha Kerkük’e geri dönmemesi için tüm yasal haklarını kullanacaklarına dikkati çeken Turan, Irak Anayasası'na göre Peşmerge'nin Kerkük’te görev yapmasının yasal olmadığını söyledi.

Türkmenler Kerkük valisi görevine talip

Baas yönetiminden sonra kente hep Kürt ve Arap valilerin atandığına işaret eden Turan, 17 yıldır Kerkük valilik görevine Türkmenlerin getirilmediğini belirterek, "Kerkük'ü bir kez olsun bir Türkmen vali yönetmeli." ifadesini kullandı.

Turan, Türkmenlerin valilik görevi talebi konusunda Kürt siyasi partileri hariç kentteki tüm siyasi tarafların onayı olduğu bilgisini verdi.

 

Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.